29 Temmuz 2009 Çarşamba

Bir zamanlar geçti buralardan - 1...


1972 doğumluydu.


Beşiktaş'a İngiliz takım Everton'dan gelmişti.


Süratliydi, teknikti Amokachi.


42 kez terletmişti Nijerya formasını.


Beşiktaş'ta oynarken Fenerbahçe maçında sahaya helikopterle indirilmişti.


Şimdilerde ülkesinde teknik direktörlük yapmakta Daniel Amokachi-kachi...

26 Temmuz 2009 Pazar

Jose'nin keyfi yerinde...


Eto'o - İbrahimovic takası ile ilgili açıklamalarda bulunan Jose Mourinho "Bu transferden mutlu olmamam için salak olmam gerekir, sadece aptal bir teknik direktör Samuel Eto'o gibi bir oyuncusu olduğu için mutlu olmaz. Ben, şu anda Eto'o gibi bir oyuncuya sahip olduğum için mutluyum. Barcelona'nın Real Madrid kadar çılgın bir kulüp olmadığını düşünüyordum ancak onların da Real Madrid'den pek bir farkı yokmuş" ifadelerini kullandı.
"Eto'o'nun Barcelona'da yaptıkları ortada. Attığı goller, takıma yaptığı katkıyı kimse inkar edemez. Eskiden Barcelona için yaptıklarını şimdi de Inter için yapacak. Ben, Ibrahimovic ile Eto'o arasında bir fark göremiyorum. Benim değerlerim ölçüsünde bu transferin değeri 100 milyon avro" şeklinde söylemlerde bulundu.

Ayrıca bundan bağımsız olarak yakın zamandan 2 örnek;
# Basın toplantısında, kendisine 2 defa "nasıl bir savunma oyuncusu istiyorsun?" diye soran gazeteciye, "gay gibi soruyorsun. sarışın, dürüst birini arıyorum" diye cevap vermiştir.
# İnter-Siena lig maçında ibrahimovic, mourinho'ya "oyundan çıkar" işareti yapmış, mourinho'da "anlaşıldı tamam" ifadesinden sonra oyundan sırasıyla önce figo'yu, sonra balotelli'yi son olarak da julio cesar'ın hiç bir sakatlığı olmamasına rağmen yedek kaleci orlandoni'yi oyuna sokarak zlatan'ı tripten tribe sokmuş, çıldırtmıştır.

19 Temmuz 2009 Pazar

Birazcıkta şundan...


  • 'Boca es mi religion, Maradona es mi dios, La Bombonera es mi iglesia' (Dinim Boca, Tanrım Maradona, Mabedim La Bombonera) Boca Juniors'un stadyumu La Bombonera'nın giriş kapısında yazan cümle.

  • 'Futbol benim bir parçam. Ben oynarken, etrafımdaki dünya da uyanıyor.' Bob Marley

  • 'Liverpool şehrinin iki takımı vardır. Biri Liverpool diğeri ise Liverpool'un yedekleri' Billy Shankly

  • 'Onları küçümsemedik. Sadece düşündüğümüzden çok daha iyi çıktılar.' Sir Bobby Robson

  • 'Visca Barca, visca el Cataluna' (Barca kazanınca, Katalunya kazanır) Nou Camp Stadyumu'ndan 120.000 kişinin haykırışı.

  • 'Hayat futbola fena halde benzer. Futbol, şahsi beceri gerektirir; ama aslında toplu oynanan, insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyundur. Hayat da öyle değil mi?' İstediğin kadar yetenekli ol, iyi bir takımın yoksa kaybedersin. Dar Alanda Kısa Paslaşmalar filminden.

  • 'Hiç bir insan takım seçmez... Sadece, ona ait olduğunu hisseder.' Maier Lorenz

  • 'Taç çizgilerinin ötesinde hiç bir şey yoktur.' Jacques Derrida

  • 'Birinciysen birincisindir, ikinciysen hiç bir şey...' Bill Shankly

  • 'Ahlâka dair ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Çünkü top hiç bir zaman beklediğim köşeden gelmedi.' Albert Camus

Efsaneler - 2




17 Temmuz 2009 Cuma

Oynaa - 1...

Hazırlık Maçı

Efsaneler - 1


10 Temmuz 2009 Cuma

Rüzgar ol fırtına ol kaleden kaleye es...




Sevgili EsEs,
Bilirsin 40 yıldır senin taraftarın olmaktan sevinç duydum. Yine öyle, sen benim şiirimsin. Ne şiirler yazdım sana, en son üç yıl önceydi, 'Düzşiir'de, "Nasıl yenildik ama/yıl bindokuzyüzeylül/dak'ka bir gol bir/O golden beri/ Ankaragücü düzyazıdır/Eskişehirspor şiir" demiştim, vardır elbet çok sebebi bu dediklerimin. Şimdi sen tekrar 1. Kümeye çıkıncaya kadar, bence senin kardeşin olan, Ankara'ya yakınlığından, siyah-kırmızı renklerinden ve elbette adıyla da, oyunuyla da, ruhuyla da taşıdığı 'Gençlik' ve dayanışma ahlakını temsil eden 'Birlik' duygusundan ötürü, 1. Kümeden yakınımız (akrabamız) olan Gençlerbirliği'ni desteklemeye karar verdim. Tanıl Bora gibi çok sevdiğim yazarların da tuttuğu Gençlerbirliği'ni, cuntacılar eliyle tepeden inme bir biçimde karşımıza çıkarılan Ankaragücü'ne karşı sahayı boş bırakmadığı için elbette, ve seni çok sevdiğim için seviyorum bir de. Umarım sen de bunun sana duyduğum 'vefa'nın bir sonucu olduğundan şüphe etmezsin. Senin renklerin, ruhun bu kadar güzel olmasaydı, benim için Gençlerbirliği filan da olmazdı. İyi ki seni bu kadar çok sevmişim, senden sevgiyi, tutkuyu, bağlılığı ve vefayı öğrenmişim, aşk gibi yaşamışım seninle olan 40 yılımı. Şimdi her zamankinden daha çok bendesin ve aşk kadar cömertsin.
Haydar Ergülen

Bu mudur futbol...


Eskiden mahallede maçlar yapardık. Minikken havasına, küçükken gazozuna , biraz daha büyüyünce en fazla bi tepsi baklavaya çıktı bu alırım veririm ben seni yenerimler. Ve profesyonel futbol, benim için topa vurmayı bilen 3-5 kişinin bulunduğu halısaha maçlarının seyir zevki daha yüksektir çoğu zaman. Adına profesyonellik denilen bu illet şey her geçen gün çimlerin yeşilinden çok doların yeşilinin konuşulduğu, spordan çok bi ticari amaç taşıyan bir yapı haline dönüşmekte. Bi fubolcunun transferinde ha 50 milyon $ ha 55 milyon $ ne var ki, 50'yi vermişken 5'ide versinler diyoruz ya, bunu sanki ha 50 lira ha 55 lira gibiymişçesine söylüyoruz. Sanırım hiç birimiz bu 5'in bizim hayatımız boyunca çalışarak kazanamayacağımız bi 5 olduğunu düşünmeden söylüyoruz tüm bunları. Adnan Polat, Lincoln'ün 14 milyon euro'ya mal olduğunu ne kadarda kolay söyledi. 70'lik dedeye ne de kolay verildi milyon euro'lar. Sadece Türkiye de değil elbette, dünayda da 94 milyon euro'lar, 67 milyon eurolar bir futbolcunun diğer bir takıma geçişi için ödenen miktarlar... Peki ne için, neden? İnsanların seyir zevki için mi? hiç zannetmiyorum. Sadece başarı üzerine endekslenen bir gövde gösterisi... İşte modern futbol.
Keşke milyon dolarlar havada uçuşmasaydı, her futbolcu hangi takımda oynamak istiyorsa orada oynasaydı, keşke takımlar başarılı olduğu için tutulmasaydı, keşke hep kazanan sevinip kaybeden üzülmese bazende kazanan üzülüp kaybeden sevinse, keşke yine maradonalar, rıdvanlar olsa bi takımı baştan başa ipe dizip ağları havalandırsa, keşke keşke keşke...

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Her zaman zafere kadar...


Zafere inananlar 2010 Dünya Kupasına katılmaya hak kazandı. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti nam-ı diğer Kuzey Kore, Asya Elemeleri B grubunu 2. sırada tamamlayarak 1966 Dünya Kupasından sonra 2. defa en büyük kupa için mücadele edecek. İlk ve tek katıldığı 1966 Dünya Kupası İngiltere'de düzenlenmişti. Düştüğü grup hiçte yabana atılacak cinsten değildi. Sovyetler Birliği ve İtalya'nın olduğu bir gruptan çıkması son derece zayıf bi ihtimal olarak görülüyordu. Kuzey Kore ilk maçında Sovyetler Birliği'ne 3-0 mağlup oldu. 2. maçında Şili'den maçın bitimine 2 dakika kala 1 puanı kurtardı. Bu arada Sovyetler'de İtalya'yı tek golle geçmişti ve böylece Kuzey Kore son maçında İtalya ile gruptan çıkma maçı oynayacaktı. Maçın 42. dakikasında attığı gole İtalya kalan dakikalarda cevap veremeyince Kuzey Kore maçı 1-0 kazanıp İtalya'yı saf dışı ederek gruptan çıkmayı başardı. Çeyrek finalde rakip Eusébio'lu Portekiz'di. Şili maçında bitime 2 dakika kala attığı golle takımına 1 puanı kazandıran Pak Seung-Zin Portekiz ağlarını henüz 1. dakikada havalandırdı. Daha sonra 2 gol daha atan Kuzey Kore maçta 3-0 öne geçmiştir. Ve o dakikadan sonra sahneye Portekiz'li Eusébio çıkar. 2'si penaltıdan 4 gol atar ve maçı Portekiz 5-3 kazanır. Kuzey Kore bu başarısıyla, Dünya Kupalarında ilk turu geçen ilk Asya ülkesi olma ünvanını elinde bulundurmaktadır. Umarım Kuzey Kore 2010 Dünya Kupasında'da en azından 1966'da ki kadar başarılı olur.

Deneme birki


Az bütçeli, futbolu bir oyun olarak algılayan ve geliştirmeye çalışan insanlar amatör liglerde çürütülürler. Sonra yine bir piramit devreye girer ve 3. , 2. ve 1. Ligler düzenlenir. Bu kadarla kalmaz; 1. Lig’de de (ya da Süper, Hiper veya Primier Lig isimleri de verilebilir) hiyerarşi devreye sokulur. Her ligde büyük olan takımlar vardır ve şampiyonluğun onlardan birinin kazanacağına kesin olarak bakılabilir. Bu durum bizim ligimizde Tanıl Bora’nın deyimiyle gassarayfenerbeşiktaştır. Bu kulüpler hem taraftar kitleleri hem de futbolu yönetenleri etkilemeleri aracılığıyla bir şekilde zirvede yer alırlar. Çünkü onlar büyüklerdir, egemenlerdir ve herşey onlara mübahtır.